Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi
Kuruluş Bildirgesi
Ocak, başlangıçtır.
Ve bizler, yeni bir yıla yepyeni bir mevziyle başlıyoruz: Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, sosyalist aydınlanmanın merkezi olarak kapılarını emekçilere açıyor.
Marksist Bilimler Akademisi, küresel ekonomik krizin kapitalizmin karargahlarında panik yarattığı, bütün dünyada sosyalizmin yeniden gündemleşip saygınlığının güçlendiği koşullarda kuruluyor. Akademi'miz, işçi sınıfı ve emekçiler başta gelmek üzere, bütün ezilenleri Marksist-Leninist bilgiyle donatacak, kapitalizme karşı sosyalizmin hücum günlerini örgütleyecek, gençliğimizi tüm bir hayat ve hayal bilgisiyle şekillendirecek, kadınlarımıza yeni ufuklar kazandıran devrimci bir odak olacaktır.
Anadilde ve parasız öğrenim, bilimsel demokratik tartışma ortamı, politeknik eğitim yöntemi, özerk demokratik yönetim tarzı gibi temel ilkeler, Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin idari ve kurumsal kimliğinin kurucu unsurları olarak benimsenecek ve uygulanacaktır. Akademi'miz, bu açıdan da burjuva eğitim sistemine bir karşı duruş, sermaye ve devlet ilişkilerinin dışında kalan yeni tipte bir okuldur.
Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin müfredatı, politikadan felsefeye, antropolojiden tarihe sosyal bilimlerin temel disiplinlerini kapsamaktadır. Akademi, bu disiplinleri, insanlığın atılım çağları boyunca biriktirdiği bilimsel bilginin gücüyle yorumlayacaktır. Olay ve olgulara diyalektik tarihsel materyalizmin yöntemiyle yaklaşmak, dogma ve hurafelerle savaş halinde olmak, vazgeçilmez sorumluluklarımız arasındadır. Marksist Bilimler Akademisi, yalnız ezberci ve gerici şablonlarla mücadelenin değil; bir bütün olarak burjuva eğitim sistemine ve tarih anlayışına karşı ideolojik, teorik savaşımın mevzisidir. Neoliberal entelektüel teröre karşı Marksist teoriyi, postmodern sis bulutuna karşı sosyalist gerçekçiliği, Türk-İslam sentezine dayalı resmi ideolojiye karşı Anadolu ve Mezopotamya halklarının eşitlik ve kardeşlik bilincini kuşanmak, Akademi'nin temel perspektifi olacaktır. Bu nedenledir ki, Türkiye'de ilk Kürdoloji kürsüsünü açmak, resmi ideolojinin dışladığı Alevi halkın değerlerini müfredata almak, Türk milliyetçiliğinin baskı altında tuttuğu ulusal azınlıkların tarihini ve kültürünü ders konusu yapmak, Marksist Bilimler Akademisi'nin onur duyarak yerine getireceği tarihsel sorumlulukları arasındadır.
Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, sermayeye karşı emeğin, kapitalizme karşı sosyalizmin, emperyalizme karşı enternasyonalizmin, işgal ve sömürgeciliğe karşı yurtseverliğin, şovenizme karşı eşitlik ve kardeşliğin, militarizme karşı fiili meşru müdafaanın, ataerkil baskıya ve şiddete karşı kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin saflarındadır. Bilge Kızıldere halkının “aslanlar yazmadıkları sürece kendi tarihlerini avcılardan öğrenmek zorunda kalırlar” sözüne inanan Akademi, mazlumların kendi tarihlerini yazma mücadelesinde var gücüyle çalışmayı varoluşunun temeli sayar. Onun içindir ki, başöğretmenlerimiz, Spartaküs'ten Pir Sultan'a, Che Guavera'dan Dadaloğlu'na, Marks'tan Şeyh Bedrettin'e, Bertolt Brech'ten Nazım Hikmet'e, Rosa Luksemburg'dan Sena Meydli'ye, Lenin'den Mustafa Suphi'ye, Victor Jara'dan Yılmaz Güney'e, Mahmud Derviş'ten Cigerxwin'e ezilenlerin önderleri, sözcüleridir. Marksist Bilimler Akademisi, Filistinli taş generallerin elleriyle kalem tutanların, Zilanlar'ın çığlığıyla konuşanların, Yunan gençliğinin adımlarıyla yürüyenlerin okuludur.
Sosyalist eksende bir aydınlanma diyalektiği, devrimci temelde bir politika estetiği, evrensel nitelikte bir kültür felsefesi kurmak ve geliştirmek için varız. Yeni bir insan, özgür bir toplum, mutlu bir doğa için emek ve yeteneğimizi seferber edeceğiz. Bireyi insana, insanı topluma, toplumu doğaya yabancılaştıran özel mülkiyet sistemine karşı eşitlikçi, komünal toplumun bilgisini, duygusunu, bilincini üretecek ve yaygınlaştıracağız. Teorik üretimi entelektüel gösteriye indirgeyip bilgiyi akademizmin kör kuyularına boşaltan lafazanlığın dışında ve uzağında kalacak, devrimci teoriyi devrimci pratiğin hizmetine sunacağız. Yaşamı ile düşüncesi, özü ile sözü, eylemi ile söylemi uyumlu militanlar yetiştireceğiz. Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, öğrencilerine, kolektif aklın üstünlüğünü, örgütlü yaşamın gücünü, ezilenler için düşünmenin ve dövüşmenin erdemini öğreten bir hayat okulu olacaktır.
Akademi, gücünü, bu temel ilkelerin yanı sıra, öğretim kadrosunda yer alan kadronun niteliğinden almaktadır. Türkiye'nin saygın, alanında çalışkan, üretken ve bilgili aydınları, yüzlerce öğrencisiyle birlikte yeni bir dünyanın ve insanca bir yaşamın bilgisini üretip paylaşacaklar. Öte yandan yalnız Türkiye'li değil, dünyanın değişik ülkelerinden çok sayıda aydın da zaman zaman Marksist Bilimler Akademisi'ne konuk öğretim üyesi olarak katkıda bulunacaktır. Böylece sürekli derslerin yanı sıra, panel, konferans, sempozyum, atölye gibi biçimlerle de çeşitli önem taşıyan konuları irdelemek mümkün olabilecektir.
Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, SSCB Doğu Emekçileri Üniversitesi'nde öğrenim görerek işçi sınıfı ve emekçi milyonların hem politik önderi, hem de büyük ozanı olarak ezilenlerin öğretmeni olmuş Nazım Hikmet'in adını taşıyor. Bu ad, Nazım Hikmet'i saygı ve sevgiyle anmanın ötesinde, çetin bir sorumluluğu omuzlamanın ifadesi sayılmalıdır. Demek ki, Nazım Hikmetler'in diliyle konuşmanın, bu yaratıcılık ve üretkenlikte yaşamanın mimarları olacağız. İşimiz zor, ama başaracağız. Mutlaka başaracağız.